Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Sokaklarında nefretin kol gezdiği şehir… El-Halil ya da Hebron…

2017-02-25 06:30:18
Sokaklarında nefretin kol gezdiği şehir… El-Halil ya da Hebron…

25 Şubat 1994 günü Doğu Kudüs’ün güneyindeki Hebron ya da Arapça ismi ile El-Halil kentindeki İbrahim Camiye, elinde otomatik silahla bir adam girer.

Camide Ramazan’ın ilk günü münasebetiyle birçok Müslüman namazını kılmaktadır.

Ayni gün Yahudiler için de kutsal bir bayram olan Purim günüdür…

Adam İbranice bir şeyler söyledikten sonra elindeki silahı ateşler…

Sonuç korkunçtur…

29 ölü 125 yaralı…

Katliamın ardından yapılan polis araştırmasına göre, saldırganın silahı bir noktada tutukluk yaptığı için sıkışmış ve daha çok can kaybı olmasına bu engel olmuştur.

Aşırı sağcı Kahanist Partisine üye olan bir doktor olan saldırganın ismi BaruchGoldstein’dır ve hemen oracıkta camide sağ kalanlar tarafından linç edilerek öldürülür.

Ardından da tüm bölgede büyük olaylar çıkar, can kaybı daha da artar.

Goldstein ölümünden 1 hafta kadar sonra yine aynı bölgeye gömülür ve gömüldüğü yer birden bire Yahudilerin ziyareti ile dolup taşmaya başlar.

Goldstein onların gözünde kahraman olmuştur çünkü…

Bu utanç verici durum aşırı grupların baskısı ile bir anıt mezar yapılmasına kadar varır…

Filistinliler ve hatta İsrailliler bu duruma tepki gösterir…

Mezar yapılır ancak sonra İsrail hükümeti tarafından yıkılır…

Bugün Hebron-El Halil’deki Yahudi yerleşim bölgesi olan KiryatArba’da mezarı bulunan Goldstein’ınyattığı yer ‘kutsal’ bir bölgedir ve her yıl binlerce Yahudi orayı ziyaret edip, dualar etmektedir.

Filistin gezimizin en enteresan duraklarından olan Hebron-El Halil ziyaretimize işte o katilin mezarının olduğu yerden başladık.

Bizi şehir içinde gezdiren ise Nadav Bigelman isimli bir Yahudi idi…

Her İsrailli gibi askerliğini mecburi olarak yapan Nadav da bu bölgede görev yapmış…

Şimdilerde ‘Brekingthe Silence-Sessizliği Kırmak’ adlı aktivistlerin kurduğu bir sivil toplum örgütü için çalışıyor.

İsrail gibi bir yerde gerçekten çok ama çok zor şartlar altında kurulan, sürekli tehditler altında bulunan bu örgüt, yaşanan olaylardan rahatsız olan, bunları doğru bulmayan, devletin politikalarını desteklemeyen 1000 kadar aktivistten oluşan grup 2004 yılından beri imkansızı yapmaya çalışıyor.

Yani gerçek durumu insanlara anlatmayı…

“Filistinlileri sürekli şaşkına uğratmak amacındaydık” diye anlatıyor Nadav o günleri. “Bu yüzden de damlar üzerinde gezerdik. Evin camlarından içerdeki insanları gözlerdik. Düşünün siz evde televizyon izliyorsunuz, pencerenizde ful teçhizat askerler size bakıyor. Bu ne kadar korkutucu bir durumdur hayal edemezsiniz” diye de ekliyor.

Son derece iyi bir adam olan Nadav bize verdiği brifing sırasında son derece ilginç bir ayrıntıdan da söz etti.

Öyle ki, dediğine göre Nadav hayatında ilk kez bir Filistinli ile görüşüp arkadaş olması yaşadığı yer Kudüs’te değil, İtalya’nın Milano şehrinde olmuş.

“Oturduğum yerin sadece 150 metre aşağısında bir Filistin bölgesi vardı ama biz oralara hiç gitmezdik. Dolayısıyla zamanın Oslo Barış görüşmeleri tahtında yapılan iki toplumu yakınlaştırma etkinliklerinden birinde bir Filistinli ile konuşup arkadaş oldum ” diye anlatıyor Nadav…

Bakın bu duvar bizim 1974-2003 arası Rumlarla aramızda olan duvardan çok daha değişik bir duvar.

Bu iki toplum yıllarca aynı bölge içinde yaşayıp birbirleri ile hiç temas kurmamış bir toplum.

Biz ise tel örgülerle ayrılmış durumdaydık…

Öylesine acayip bir duvar işte…

Neyse, uzatmayayım, İbrahim Cami’de meydana gelen katliam zaten 1987’den beri İntifada içinde bulunan Filistinlileri daha da galeyana getirmiş ve bunun sonucunda da kent içinde çok sıkı güvenlik tedbirlerini de beraberinde getirmiş.

Yollar ayrılmış…

Dükkanlar, işyerleri kapatılmaya başlanmış…

Dünyanın en eski marketlerinden bulunan, tam bir kültür zenginliği olan Eski Şehir (OldTown) bugün bu olaylar yüzünden hayalet durumda…

Otobüsten inip işte o hayalet sokaklar arasında gezmeye başlıyoruz…

Nadav bize durumun gergin olduğunu, herhangi bir Yahudi yerleşiğin veya askerin yanımıza gelmesi halinde konuşmaları kendisinin yapması gerektiğini hatırlatıyor.

Kentin bugün artık eskiye nazaran hiç hayat olmayan sokaklarında dolaşmaya başlıyoruz sonra…

Bu arada yaklaşık 10 kişilik gazeteci grubu olarak sokaklarda gezerken, başında ‘kippası’ bir Yahudi çocuğu ariz oluyor.

Arkamızda geziyor…

Geçtiğimiz her noktada İsrail ise askerleri var…

Bizden önce o çocuk askerlerin yanına varıp durumu anlatıyor…

İlk başlarda dikkate almıyoruz ancak bir müddet sonra çocuk pis pis gülmeye, İbranice laflar etmeye başlıyor… Muhtemelen küfür…

Gözlerine bakıyorum sonra…

Kin ve nefret görüyorum.

Nadav diyor ki “bunlar kurban… Eğitim sisteminin kurbanları…”

Hakikatten de öyle…

Askerler gelip pasaport soruyor sonra, gösteriyoruz.

Yol boyuncabu pasaport sorma işi devam ediyor…

Çocuk ise peşimizde…

Sonra kent içindeki mahallelere geçiyoruz…

Hava çok sıcak, bunaltıcı ve bundan ötesi ortam çok gergin…

Nadav eski marketin tam kalbinde durup marketin eski fotolarını gösteriyor. Eski fotolarda inanılmaz bir kalabalık, her taraf cıvıl cıvıl…

1999 yılından kalma bir foto…

Ardından da şimdiki hayalet sokağa bakıyorum…

Hakikatten inanılmaz.

1999 yılından beri şehir içindeki Filistinlilere ait dükkanların yüzde 80’i kapatılmış.

Sebep güvenlik…

Şikayeti yapanlar ise oraya sonradan getirilip yerleştirilen Yahudi yerleşikler…

Bir gün Yahudiler oturup kentin İsrailli komutanına bir mektup yazıp, binlerce Filistinlinin ekmek parası olan eski marketin kapatılmasını istiyorlar.

Sebep olarak da bir Yahudi kız çocuğunun Filistinliler tarafından öldürülmesini gösteriyorlar.

Nadav’ın dediğine göre son derece şüpheli olan o olay sonrası yapılan bu şikâyet kabul görüyor…

Market kapatılıyor…

Adına ünlü İngiliz Punk Grubu Clash’ın şarkı yazdığı (RocktheCasbah) Casbah market bölgesi çürümeye terk ediliyor…

sokağa bakan Filistinlilerin evlerinin tümünün balkonu demir kafesle kapatılmış durumda.

Nadav’a soruyoruz, bunlar nedir diye?

Filistinliler yerleşiklerin kendilerini taşlamasına engel olmak için demir kafesler yaptırmışlar…

İnsan şaşırıyor haliyle…

İnanılmaz hikayeler ve yıkılan hayaller arasında damların üzerinde eski çarşıya bakıyoruz…

Yola devam ediyoruz sonra…

Yokuşlar arasında yürüye yürüye mahalleler içinde dolaşırken, bu kez yıldızlı bir asker gelip Nadav’a biraz da sertçe buralarda ne aradığımızı soruyor.

Tabii ne konuştuklarını sonradan Nadav anlatıyor…

Ardından da bir kontrol noktasına ulaşıyoruz.

Nadav diyor ki “burası neresi biliyor musunuz? 2 ay evvel askerlerin bıçakla saldırdı diye bir Filistinli çocuğu vurduğu yer. Hani şu yerde yatırken ölsün diye bir kez daha vurulan çocuk…”

İçime acayip bir sıkıntı, acayip bir gerginlik hasıl oluyor…

Oradan dönüp yukarıya bir başka tepeye tırmanmaya başlamışken, askerler birden bire koşarak geliyor, “durun” diye bağırıyor.

Duruyoruz haliyle.

O an yolun aşağısında toplanan birkaç Yahudi el kol işaretleri ile bize küfürler etmeye başlıyor.

Yahudi oldukları kıyafetlerinde belli bu arada, yüzünden anlamıyoruz yani…

Öyle bir yer ve durum ki her an her şey ters gidebilir, askerler panik yapabilir, istenmeyen şeyler olabilir…

Zira Nadav’ın daha önceden anlattığına göre, Yahudi yerleşimciler ki bunlar özellikle en aşırı kesimlerden seçilip buralara getirilip yerleştiriliyormuş, askerlere de saldırıyormuş.

Sebep de genelde ne imiş biliyor musunuz?

Askerlerin Filistinlileri gördükleri yerde vurmaması…

İnanılmaz ama gerçek…

İşte tam o sırada, biz askerler tarafından durdurulmuşken, yukardan yaşı en fazla 17 olan bir başka asker koşarak geliyor ve elindeki makineli tüfeği bir an için üzerimize tutuyor…

Haliyle endişe ile bakıyoruz…

Çok genç bir çocuk sonuçta…

Onda da korku var…

Zaten olayların çıkmasının en büyük sebebi bu korkudur. Biri istenmeyen bir hareket yapar, diğer tehdit görür ve işler zıvanadan çıkar…

Sonra çocuk silahı indiriyor ve bize tim komutanı sandığım bir tanesi bizden kibarca bölgeyi terk etmemizi istiyor.

Verilen tavsiyeye uymak zorunda olduğumuzdan geri dönüyoruz, ardından da yine tepelik bir yerden ince bir patikadan devam ediyoruz.

İşte o an bizimle beraber olan Yunanlı bir gazeteci abimiz yere yığılıyor…

Rahatsızlanmak için son derece uygunsuz bir bölgede, son derece nefret dolu gözlerin arasında paniğe kapılıyoruz.

Gazeteci kendinden geçiyor, nefes almakta zorlanıyor.

Kalp krizinde şüphe ediyoruz ve askerlerden yardım istiyoruz.

Askerler hemen koşup müdahale ediyor, sıhhiyeciyi çağırıyorlar.

Adam yıldırım gibi gelip müdahale ediyor, ilk yardımı yapıyor.

Ardından da ambulans gelip hastayı alıyor ama mecburi olarak Nadav’da dil sorunu yüzünden onlarla gitmek zorunda kalıyor…

Ve biz bize küfür eden Yahudi yerleşiklerin arasında kalakalıyoruz…

Dönüş yolu 2 kilometre kadar…

Polis eşlik edeceğini söylüyor ama araba ile…

Koşar adımlarla bölgeden çıkmaya çalışıyoruz.

Yahudi yerleşimciler “neden geldiniz? Defolun pislikler” diye bağırıyorlar.

Bir ara sinirim iyice bozluyor ama sakin durmaya çalışıyorum…

Hızlı adımlarla sokaklardan geçerken, çıkış noktasının orada 2-3 kişi ağır küfür etmeye başlıyor sonra…

Ardından da üzerimize yürümeye başlıyorlar ancak askerler de durumu fark edip hareketlenince duruyorlar…

Çalışır halde bekleyen otobüse zor topuz biniyoruz…

Daha önceden aynı bölgede yabancı gazetecilere saldırı yapıldığını biliyorduk sonuçta, göze alarak gittik ama insan gerçekten çok korkuyor…

Çünkü Hebron sokaklarında nefret gerçekten kol geziyor…

Otobüs bölgeden ayrılırken gözlerim doluyor, düşünüyorum…

Bunca nefret bunca husumet arasında barış nasıl gelecek diye…

Umutsuzca aranan bu barış umarım en sonunda o topraklara da uğrar diye iç geçiriyorum sonra…

Zor ama umut en son ölür…

Kaynak: Ulaş Barış  / Kıbrıs Postası

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

Videoerk

videoerk

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    12
    26
  • 2
    Medipol Başakşehir
    12
    26
  • 3
    Beşiktaş
    12
    22
  • 4
    Kayserispor
    12
    22
  • 5
    Fenerbahçe
    12
    20
  • 6
    Demir Grup Sivasspor
    12
    19
  • 7
    Bursaspor
    12
    18
  • 8
    Göztepe
    12
    18
  • 9
    Teleset Mob. Akhisarspor
    12
    18
  • 10
    Aytemiz Alanyaspor
    12
    17
  • 11
    Trabzonspor
    12
    16
  • 12
    Kasımpaşa
    12
    15
  • 13
    Evkur Yeni Malatyaspor
    12
    14
  • 14
    Antalyaspor
    12
    13
  • 15
    Atiker Konyaspor
    12
    11
  • 16
    Osmanlıspor FK
    13
    11
  • 17
    Kardemir Karabükspor
    12
    8
  • 18
    Gençlerbirliği
    13
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar